Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kanuni'nin değil, esasen Hürrem Sultan'ın hayatı o gafiller...
Yazar Mesaj
ahmed60 Çevrimdışı
Forum Üstadı
****

Mesajlar: 3,572
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 366
Mesaj: #1
Kanuni'nin değil, esasen Hürrem Sultan'ın hayatı o gafiller...
Bir erkeğin hayatı, -Padişah ya da Kral- farketmez esasen çevresindeki kadınlar tarafından etkilenir, hatta belirlenir...

O kadar büyük fırtına koparttılar ki “Kanuni’yi rezil ediyor... Osmanlı’yı Harem’den ibaret gösteriyor...” diye hayatımda hiç dizi izlemeyen ben önceki gece oturdum “Muhteşem Yüzyıl”ı izledim ki bakayım nasıl “Kanuni’yi rezil etmektedir bu dizi?..”

Muhteşem Süleyman anlatılıyor gözüküyor ancak, esasen anlatılan Kanuni Sultan Süleyman’dan öte,
14 yaşında Tatar akıncılar tarafından Ukrayna Rohatayn’dan kaçırılan Roxelany’nin (Hürrem Sultan) hikayesiydi...

Annesi, babası, kardeşi ve nişanlısı Kırım akıncılarının baskınında öldürülen Roxelany, Kırım Hanı’nın himayesine giriyor...

14 yaşında güzeller güzeli bir genç kız...

***
Daha sonra Kırım Hanı tarafından Osmanlı Sarayı’na sunuluyor...

Önceki gece Roxelany olarak Harem’e ilk gelişinden, Kanuni Sultan Süleyman’ın “bayılarak dikkatini çekme” numarasını izledi Türkiye...

O bayılma Kanuni Sultan Süleyman’ın nikahlı eşi Hürrem Sultan’ın doğuşuna doğru giden ilk önemli halka...

Hayatta annesini, babasını, kardeşini, nişanlısını her şeyini kaybeden ve arkadaşının telkinleriyle “kendi oyununu kuran” bu genç ve güzel kadın, bir süre sonra Sultan Süleyman’ın bütün dikkatini üzerine çekecekti...

***
Dizide de 5 yaşındaki çocukluğunu gördüğünüz gibi, Kanuni Sultan Süleyman’ın cariyesi Mahidevran Sultan’dan Mustafa isminde çok sevdiği bir oğlu var...

Mustafa zaman içinde çok sevilen bir Şehzade olacak...

Ancak Ukraynalı Hürrem Sultan kısa zaman içinde, Mustafa’nın annesi Mahidevran Sultan’ı devredışı bırakarak Osmanlı tarihindeki ilk resmi nikahı kıydırarak Kanuni’yle evlenecek ve ona dört erkek bir de kız çocuğu verecek...

***
Savaş işte o noktada başlayacak...

Osmanlı tahtına Kanuni’den sonra kim geçecek?..

Mahidevran’dan olma büyük oğlu Şehzade Mustafa mı?

Yoksa Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye verdiği Mehmet, Selim, Beyazıt ve Cihangir Şehzadelerden biri mi?..

Hürrem Sultan rakibesi Mahidevran’ı ekarte edecek ve Kanuni’nin gözünde esas kadın olacak olmasına, ama esas büyük oğlu Şehzade Mustafa’yı nasıl ekarte edecek?..

İşte onun için şeytani bir plan hazırlar Hürrem Sultan...

Önceki gece gösterime giren dizide Kanuni’nin en güvendiği en yakınında kişi olan İbrahim bir süre sonra vezir olacaktır...

Hürrem Sultan bir süre sonra Sadrazam İbrahim’i öldürtecektir...

Oğullarından birini tahta oturtabilmek için, tek kızı Mihrimah Sultanı vezir olan Rüstem Paşa ile evlendirtecektir...

***
Şimdi taşlar oturmuştur Hürrem Sultan için...

Vezir-i Azam’ın eşi kendi öz kızıdır...

Vezirle ittifak yapacak ve Şehzade Mustafa’yı öldürtecektir......

Dört oğlu tahta geçmek için sırada beklemektedir...

Nitekim öz kızının kocası Rüstem Paşa, Mustafa’nın mühründen kazıtıp İran Şahı’na bağlılık bildiren bir mektup gönderir ve gelen cevabı gizlece ele geçirerek Kanuni Sultan Süleyman’a gösterir...

Kanuni’nin gözünde Şehzade Mustafa babasına ihanet etmektedir...

Ölmeden onun yerine geçeceği söylentilerini de ayyuka çıkardıktan sonra, oğlu Mustafa’nın öldürülmesi emrini çıkartır, Vezir Rüstem Paşa...

Hürrem Sultan’ın planıyla Şehzade Mustafa öldürülür...

Artık Hürrem Sultan’ın üçüncü çocuğu 2. Selim’in tahta çıkmasının önünde bir engel kalmamıştır...

***
Dün Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristi Meral Okay‘ı aradım ve çok kısa bir soru sordum...

“Hürrem Sultan ve aile çevresinde gelişen olaylar, dizinin ilerleyen bölümlerinde yer alacak mı?..”

“Evet” dedi Meral, “Elbette onlar yer alacak... Ayrıca Kanuni’nin kararları ve yönetimi...”

Muhteşem Süleyman’ın 46 yıllık iktidarı, 3 kıtaya yayılan muhteşem bir imparatorluğun kurulmasına tanıklık eder...

Osmanlı’nın en üst noktasıdır bu...

Ama sonra...

Sonrası Duraklama Devri’dir...

*****
OSMANLI NİYE DURAKLAMA DEVRİNE GİRDİ BİLİYOR MUSUNUZ GAFİLLER?..

Hayatı ve geçmişi bilmeyenler boş konuşurlar...

Anlamsız böbürlenmelerden medet umarlar...

Tarihi, gerçekleri bilmeden kutsallaştırır, olayların arkasındaki nedenleri ve insanları bilmeden cahilce övünürler...

Oysa önceki gece başlayan Muhteşem Yüzyıl dizininde gösterilmeye başlandığı gibi Hürrem Sultan’ı bilmeden, Osmanlı’nın Duraklama Devri‘ne niye girdiğini anlayamayız...

Muhteşem Süleyman, Osmanlı’ya büyük zaferler kazandırmış, üç kıtada muhteşem bir imparatorluk meydana getirmiştir ama, arkasından gelen 2. Selim dönemi Osmanlı’nın Yükseliş Dönemi‘nin bitişini ve Duraklama Dönemi’nin başlamasını haber verir...

***
Kimdir İkinci Selim...

Hürrem Sultan’ın, tahtın gerçek sahibi Şehzade Mustafa’yı öldürterek tahta geçirttiği 3. oğlu...

Sarı Selim olarak bilinen İkinci Selim İstanbul dışına çıkmaktan bile korkan bir Padişah’tı...

Yönetimini tamamen çevresindeki erkana bıraktı...

Osmanlı İmparatorluğu’nun, muhteşem yükselişi onun zamanında bitti ve tarihe Duraklama Devri olarak geçen, Osmanlı’nın çöküşünün başlangıcı olarak bilinen dönemler tarih sahnesinde göründü...

Hürrem Sultan, Vezir İbrahim’i öldürtmüş, yeni vezire kızını vermiş, Mustafa’ya komplo kurdurmuş, onu öldürtmüş ve oğlu İkinci Selim’in tahta çıkmasına zemin hazırlamıştı ama, o tahta çıkış Osmanlı’ya tarihin sahnesinde “uğursuz” gelmişti...

Kim bilir belki de Hürrem Sultan’ın şeytani planları bu uğursuzluğun nedeniydi...

***
Bir şey daha...

Bunca oyunu oynayan Hürrem Sultan, kendi öz oğlu İkinci Selim’in tahta çıktığını göremedi...

15 Nisan 1558 tarihinde 52 yaşında öldüğünde Kanuni Sultan Süleyman hayatta ve tahttaydı...

Oğlu Selim ancak 8 yıl sonra Sultan Süleyman’ın ölümüyle tahta çıkabildi...

Annesi uğrunda insanları öldürdüğü tahta oğlunun çıktığını göremedi...

Yeteneksiz oğluna inat, tarihçiler öldürttüğü Şehzade Mustafa’nın çok cevval ve ileri görüşlü bir lider olduğunu söylerler...

Hürrem Sultan’ları ve Saray’daki arka oyunları bilmeden, tarihi ve Osmanlı’yı bildiğini sanmak ne cahilce bir gaflet...
Reha Muhtar


Murat Bardakçı
Muhteşem Yüzyıl


..Dizinin yayına girmesinden günler önce bana da dünya kadar e-mail gelmeye başladı. Bazı okuyucular “Muhteşem Yüzyıl konusunda ne düşündüğümü” soruyor ama neredeyse tamamı “Bu dizinin durdurulması için birşeyler yapın” diyordu.
Medyum olmadığım ve telepatiden de pek anlamadığım için görmediğim, seyretmediğim bir dizi yahut okumadığım bir kitap konusunda peşinen hüküm vermem diye birşey sözkonusu değildi. Dolayısı ile dizi hakkındaki fikrimi, ilk bölümünü izledikten sonra şimdi yazıyorum:
Kısaca söyleyeyim: Muhteşem Yüzyıl’ı gayet beğendim! Durdurulmasını bir tarafa bırakın, devamından ve diğer kanalların da benzer diziler yapmasından yanayım...
Öğrencinin sevmediği derslerin başında gelen tarihin güler yüzlü ve sevimli bir hâl alması, bu sayede ilgi odağı hâline gelmesi ve daha da önemlisi artık tabu olmaktan çıkması için gazetelerde ve TV’lerde senelerden buyana yazıp konuşan bir kişi olarak başka türlü düşünmem zaten imkânsızdır!
Kaldı ki, Muhteşem Yüzyıl’ın akademik danışmanlığını klasik dönem Osmanlı Tarihi’nin önde gelen uzmanlarından olan dostum Dr. Erhan Afyoncu yapmıştır, dizide konu edilen tarihî olaylar doğrudur. Senaryo ve sinema tekniği, konuları abartıp olduklarından daha hafif şekilde ortaya koymuş olabilirler ama Muhteşem Yüzyıl bir “belgesel” değil, “dizi”dir ve abartılar, gerçeklerin değişmemesi şartıyla normaldir.
Kanunî Sultan Süleyman dizide kadınlara düşkün bir kişi olarak gösterilmişmiş, harem kadın kaynıyormuş, bu kadınlar birbirleriyle didişiyorlarmış ve bütün bunlar Kanunî gibi mübarek bir zâta uygun görüntüler değilmiş, vesaire, vesaire...
Ayrıntılara girmeden kısaca söyleyeyim: Harem bir hakikattir ve Kanunî’nin hanımlarından bugün sadece üçü bilinmektedir: Mâhidevrân, Hurrem ve Gülfem... Hükümdarın kaydedilmiş çocuklarının sayısı ise, dokuzdur! Hurrem’den altı ve Mâhidevrân’dan bir çocuğu olmuş, Gülfem ise hükümdara evlâd verememiştir. Diğer iki çocuğunun annesi meçhuldür, yani haremdeki cariyelerden biri yahut ikisidir ve daha da önemlisi, Kanunî Sultan Süleyman iki oğlunu, hattâ torunlarını bile idam ettirmiş tek hükümdardır.
Unutmayalım: Bazı padişahların isimleri tarihin sahifelerine altın harflerle hakkedilmiştir ama bu hükümdarların hepsi sizler ve bizler gibi etten-kemikten birer insandır. Hiçbiri peygamber yahut evliya mertebesinde değildir, başarılarının yanısıra onların da her insan gibi zaafları vardır, sevap da işlemişler ama hata da yapmışlardır ve bunun böyle olması son derece normaldir!

Muhteşem Yüzyıl’ı seyretmeden yorum yapanlar, kasten seyretmeyenler yahut seyrederken duydukları hiddet yüzünden konuyu ve ayrıntıları anlayamayanlar: Tarihe mistik, ideolojik yahut dinî açılardan yaklaşmayı bırakın, peşin fikirlerinizi de biriki saatliğine bir tarafa koyun ve oturup seyredin. Orada anlatılanlara ve söylenenlere yine de inanmadığınız takdirde bir zahmet kaynak kitaplara müracaat edip okuyun, ortada gerçekdışı birşey olmadığını göreceksiniz.
Ve en önemlisi: Sözkonusu mesele dinî yahut ilâhî bir konu değil, dünyevî hadiselerin teşkil ettiği “tarihtir”. İyi yahut kötü tarafı ile “bizim” tarihimizdir ve tarih ideoloji ile, inançla yahut saplantı ile değil, Erhan’ın yaptığı gibi belge, kaynak ve kayıt kullanılarak yazılır.

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı.
(Bu Mesaj 01-07-2011 20:48:21 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : ahmed60.)
01-07-2011 20:34:02 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
molla kasım Çevrimdışı
Deneyimli Üye
***

Mesajlar: 1,762
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 616
Mesaj: #2
RE: Kanuni'nin değil, esasen Hürrem Sultan'ın hayatı o gafiller...
güzel yazmışlar diyecem ama bazılarının sözle saldırmasından korkuyorum.
Alıntı:Hayatı ve geçmişi bilmeyenler boş konuşurlar...
Anlamsız böbürlenmelerden medet umarlar...
Tarihi, gerçekleri bilmeden kutsallaştırır, olayların arkasındaki nedenleri ve insanları bilmeden cahilce övünürler...
Oysa önceki gece başlayan Muhteşem Yüzyıl dizininde gösterilmeye başlandığı gibi Hürrem Sultan’ı bilmeden, Osmanlı’nın Duraklama Devri‘ne niye girdiğini anlayamayız...
cümlelerini iyi tahlil etmekte fayda var...
01-07-2011 21:57:44 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ahmed60 Çevrimdışı
Forum Üstadı
****

Mesajlar: 3,572
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 366
Mesaj: #3
RE: Kanuni'nin değil, esasen Hürrem Sultan'ın hayatı o gafiller...
Önyargıları kırmak,atomu parçalamaktan zor diye boşuna dememiş, aynş emmi.Aslında eüzü okumakta,bir nevi şeytani duyguların bizde oluşturduğu önyargılara bir meydan okuma değil mi?

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı.
01-08-2011 11:45:57 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
gurbet Çevrimdışı
Aktif Üye
**

Mesajlar: 615
Üyelik Tarihi: Sep 2009
Rep Puanı: 346
Mesaj: #4
RE: Kanuni'nin değil, esasen Hürrem Sultan'ın hayatı o gafiller...
(01-07-2011 20:34:02 PM)ahmed60 Yazılan: Linkleri Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olabilmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.Murat Bardakçı
Muhteşem Yüzyıl


..Dizinin yayına girmesinden günler önce bana da dünya kadar e-mail gelmeye başladı. Bazı okuyucular “Muhteşem Yüzyıl konusunda ne düşündüğümü” soruyor ama neredeyse tamamı “Bu dizinin durdurulması için birşeyler yapın” diyordu.
Medyum olmadığım ve telepatiden de pek anlamadığım için görmediğim, seyretmediğim bir dizi yahut okumadığım bir kitap konusunda peşinen hüküm vermem diye birşey sözkonusu değildi. Dolayısı ile dizi hakkındaki fikrimi, ilk bölümünü izledikten sonra şimdi yazıyorum:
Kısaca söyleyeyim: Muhteşem Yüzyıl’ı gayet beğendim! Durdurulmasını bir tarafa bırakın, devamından ve diğer kanalların da benzer diziler yapmasından yanayım...
Öğrencinin sevmediği derslerin başında gelen tarihin güler yüzlü ve sevimli bir hâl alması, bu sayede ilgi odağı hâline gelmesi ve daha da önemlisi artık tabu olmaktan çıkması için gazetelerde ve TV’lerde senelerden buyana yazıp konuşan bir kişi olarak başka türlü düşünmem zaten imkânsızdır!
Kaldı ki, Muhteşem Yüzyıl’ın akademik danışmanlığını klasik dönem Osmanlı Tarihi’nin önde gelen uzmanlarından olan dostum Dr. Erhan Afyoncu yapmıştır, dizide konu edilen tarihî olaylar doğrudur. Senaryo ve sinema tekniği, konuları abartıp olduklarından daha hafif şekilde ortaya koymuş olabilirler ama Muhteşem Yüzyıl bir “belgesel” değil, “dizi”dir ve abartılar, gerçeklerin değişmemesi şartıyla normaldir.
Kanunî Sultan Süleyman dizide kadınlara düşkün bir kişi olarak gösterilmişmiş, harem kadın kaynıyormuş, bu kadınlar birbirleriyle didişiyorlarmış ve bütün bunlar Kanunî gibi mübarek bir zâta uygun görüntüler değilmiş, vesaire, vesaire...
Ayrıntılara girmeden kısaca söyleyeyim: Harem bir hakikattir ve Kanunî’nin hanımlarından bugün sadece üçü bilinmektedir: Mâhidevrân, Hurrem ve Gülfem... Hükümdarın kaydedilmiş çocuklarının sayısı ise, dokuzdur! Hurrem’den altı ve Mâhidevrân’dan bir çocuğu olmuş, Gülfem ise hükümdara evlâd verememiştir. Diğer iki çocuğunun annesi meçhuldür, yani haremdeki cariyelerden biri yahut ikisidir ve daha da önemlisi, Kanunî Sultan Süleyman iki oğlunu, hattâ torunlarını bile idam ettirmiş tek hükümdardır.
Unutmayalım: Bazı padişahların isimleri tarihin sahifelerine altın harflerle hakkedilmiştir ama bu hükümdarların hepsi sizler ve bizler gibi etten-kemikten birer insandır. Hiçbiri peygamber yahut evliya mertebesinde değildir, başarılarının yanısıra onların da her insan gibi zaafları vardır, sevap da işlemişler ama hata da yapmışlardır ve bunun böyle olması son derece normaldir!

Muhteşem Yüzyıl’ı seyretmeden yorum yapanlar, kasten seyretmeyenler yahut seyrederken duydukları hiddet yüzünden konuyu ve ayrıntıları anlayamayanlar: Tarihe mistik, ideolojik yahut dinî açılardan yaklaşmayı bırakın, peşin fikirlerinizi de biriki saatliğine bir tarafa koyun ve oturup seyredin. Orada anlatılanlara ve söylenenlere yine de inanmadığınız takdirde bir zahmet kaynak kitaplara müracaat edip okuyun, ortada gerçekdışı birşey olmadığını göreceksiniz.
Ve en önemlisi: Sözkonusu mesele dinî yahut ilâhî bir konu değil, dünyevî hadiselerin teşkil ettiği “tarihtir”. İyi yahut kötü tarafı ile “bizim” tarihimizdir ve tarih ideoloji ile, inançla yahut saplantı ile değil, Erhan’ın yaptığı gibi belge, kaynak ve kayıt kullanılarak yazılır.

İlhan Bardakçı: Ahlak mektebi

Türk haremi bir mübarek manadır. Batı'nın insan babası haremlerini incelemek yerine, bizim gül kokulu, ahlak mektebi olan haremlerimizi onlara kıyaslamışızdır. Tanzimat kafasının tarif ettiği harem yoktur. Y oktur ama biz İslam tohumu ile yetişen çocuklarımıza, harem düşmanlığı verirken kendimizi kurşunlamışızdır.

Biz hanımlarımızı, kalabalık önünde teşhir etmeyecek kadar Türk İslam muhafazakarlığının güzelliğine vurgunuz. Ama olmaz diyenler, şu pek önemli ilerici devrimcilerimiz .İçin, kadın hala harem dedikodularının malzemesidir. Peki, harem nedir? Onlara sorarsanız, Avrupa'nın bize kindarlığının hikayeleri doğrudur. Harem bir insan harası örnegidir. Milyon kere estağfurullah.

Biz Tanzimat'tan sonra haremimizin ne olduğunu kendi kaynaklarımızdan değil, Batı'nın dağarcığından öğrenmeye merak sarmışızdır. Ne hata..

Fetihten sonra kurulan saray haremimizin yıkılışına kadar geçen beş yüz yıllık zaman süresince aşk ve beden söylentisine rastlayamazsınız. Bu haber sizmasın diye alınan tedbirlerden değiL. Haremde, sefahat ve yatak kokan maceralar olmadığı için.

Sadece saray hareminde değil, konak ev ve hatta kulübe haremlerimizde bile bir başka asalet, bir başka fazilet, bir başkakadının gölge hakimiyeti vardır. İnkarcılığımız, güzelliğimizi idrakimize mani olmuştur. Aslında haremlik, selamlık ayrımı, ev hayatının kadın erkek bünyesinin güçlülük ve zayıflığına göre meydana gelmiş harkuladebir dengesidir. Harem sadece kutsal makam, gizlilik değil, ama ailenin soysuzlaşmasının önlendiği Türk İslam ihtişamı demektir.

Bizim haremirniz gül kokulu, fe sI eğen rayihalı, fazilet köşelerimizdir. "

Harem’de şeriata uyulurdu

Müslümanlar veTürkler, cariyelere çok iyi davranırlardı. Çünkü Hz. Muhammed (S.A.V.) "Yediklerinizden ve giydiklerinizden olara da veriniz, eziyet etmeyiniz" demişti. Bundan başka Müslümanlarea en büyük sevapıardan birisi de kölesini aza d etmekti. Hz. Muhammed: "Müslüman esiri azad eden cehennem azabından kurtulur" hadisini söylemişti.

Bu sebeple padişahlar şeriatın emirlerine uymuşlar, almadıkları cariyeleri "çırak" etmişler, (saraydan çıkarma) cihazlarını yapmışlar, konaklar düzmüşlerdir. Azad edilenlere de, para, mal ve eşya vermişlerdir. Osmanlı hareminde daha. Orhan Bey zamanındanberi kölelerin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.Fakat cariyelerin haremde çoğalması, özellikleFatih'ten beri artmıştır. Çünkü, Fatih devrinde devlet idaresi devşirmelerin eline geçtiği gibi, haremde de böyle olmuştur. Nasıl devşirilen erkek çocuklar orduda ve Enderun mektebiJ.'J,de terbiye edilerek Osmanlıİmparatorluğu'nun askeriye idari kademelerine yükselme .imkanını elde etmişlerse, harerne alınan cariyeler de güzellik ve zekalarına göre usta, kalfa,ikbal, kadınefendi ve valide sultan payelerini alarak en yüksek mevkilere çıkmayı başarmışlardır. "


Aksiyon Dergisi


not:
önceden yazılmış bir yazı ve yeni bir yazı
ne dersiniz arada fark varmı ?
01-09-2011 17:04:17 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dindersiforum.com | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS