Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Diyanet İşleri Başk. Tarafından Yayınlanan 40 HADİS Kartelasındaki Dikkatsizlikler.
Yazar Mesaj
cvardar Çevrimdışı
Aktif Üye
**

Mesajlar: 302
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 222
Mesaj: #1
Information Diyanet İşleri Başk. Tarafından Yayınlanan 40 HADİS Kartelasındaki Dikkatsizlikler.
Diyanet İşleri Başkanlığı Tarafından Yayınlanan

“KIRK HADİS” KARTELASINDAKİ

DİKKATSİZLİKLER"

Dr. Halil İbrahim KUTLAY

Sünnet-i Seniyyeye Hizmet

Allah Rasûlü’nün Sünnetini ihya etmek, canlı tutmak, yaşamak, yaşatmak, hayata yansıtmak ve uygulamak O’na duyulan sevginin gereğidir. Sevgili Peygamberimiz’in hadislerine karşı gösterilecek itina ve ihtimam, O’na duyulan saygının gereğidir.

En sahih, en özlü ve en anlamlı hadisleri ilmî ve irşadî çalışmalarla toplumun dikkatine sunmak ve hadislerle ortaya konulan manevî değerleri yaşatma gayreti içerisinde bulunmak, gerçekten şerefli bir görevdir.

Tarih boyunca hadis alimleri, Allah Rasûlü’nün sünnetini ve hadislerini tesbit etme, derleme, gelecek nesillere güzel bir şekilde rivayet etme konusunda son derece titiz bir çalışma sergilemişlerdir. Bu hassasiyet sebebiyle farklı hadis ilimleri ve dalları tesis edilmiş, hadislerin her türlü tehlikelere karşı korunması için takdire değer ilmî çalışmalar yapılmıştır.

Hadis meclisleri ve hadis halkalarında yetişen muhaddisler, Allah Rasûlü’nün bu nezih emanetine sahip çıkmışlar, gösterdikleri azamî gayret ile hadisler, günümüze kadar tazeliğini, berraklığını ve safiyetini koruya gelmiştir.

Hadis Edebiyatında ihtisas erbabı için hazırlanmış kaynak eserler yanında; ilme yeni başlayan öğrenciler ve sıradan halk için hazırlanan, ilmî kaynak özelliği taşımayan ama hizmet ve irşad amaçlı “Kırk Hadis” derlemeleri de önemli yer tutmaktadır.



Kırk Hadis Edebiyatı

Abdullah bin Mübarek (rahmetullahi aleyh) ile başlayan Kırk Hadis Edebiyatı, hicrî beşinci asırdan itibaren yaygınlaşmıştır. Kırk Hadis Edebiyatı içerisinde en meşhur ve en çok şerh edilen eser, İmam Nevevî’nin el-Erbeûn adlı kırk hadis derlemesidir.

Hadis Edebiyatında önemli bir yer tutan Kırk Hadis derlemelerinin; birçok tariki olmasına rağmen “zayıf hadis” olmaktan kurtulamayan “Ümmetimden kırk hadis ezberleyen kimse, kıyamet günü fakîh (alim) olarak diriltilir,” (bkz. Keşfü’l-Hafa: 2/322 Hadis No: 2465, Beyrut 1983) şeklindeki bir hadisten kaynaklandığı; ama genellikle hadis ezberlemeyi teşvik etme, belirli bir konuda hadis derleme, hadis ilmine yeni başlayanlara veya halka kolaylık gibi sebeplerle hazırlandığı ifade edilmektedir.

Günümüzde Kırk Hadisler; farklı konularda kartela, kitap seti, cep kitabı, broşür, CD gibi her zaman ve her yerde taşınabilecek, kolayca başvurulabilecek tarzda hazırlanmakta ve dağıtılmaktadır. Son on yıl içerisinde bu konuda göz doldurur güzel çalışmalar sergilenmiştir. Bunların arasında “sahih” hadisleri derleyen Kırk Hadisler olduğu gibi, hadislerin derecelerini dikkate almadan yapılan “basit” derlemeler de bulunmaktadır.



Kırk Hadis Kartelası

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan ve on binlerce basılan Kırk Hadis Kartelası, Kur’an Kurslarında, İmam Hatip Liselerinde büyük bir ilgi ve coşku ile karşılanmış, kolayca ezberlenen bu kısa ve özlü hadisler, okullarda, kurslarda, gönüllü kurum ve kuruluşlarda düzenlenen Kırk Hadis yarışmalarında değerlendirilmiştir. Bu çalışma, toplumun ve özellikle genç neslin hadis kültürünün ve sünnet bilincinin giderek kökleşmesi yolunda önemli bir adım olmuştur.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı Kırk Hadis Kartelası’nda her hadis sonunda hadisin yer aldığı kaynaklardaki bölüm (Kitab) isimleri ve bab numaraları verilmiştir. Yine Etrafu’l-Hadis kitaplarında rastlanan; “uzun hadislerin sadece bir kısmının zikredilmesi” şeklindeki hadis usulü geleneğinin bu kartelada da dikkate alındığı görülmektedir.(bkz. Hadis No: 16,21,39)

Karteladaki Kırk Hadis, genellikle “sahih, hasen veya makbul” denilebilecek hadislerden seçilmiştir. Hadislerin neredeyse tamamı Ahlak Hadisleri arasından alınmış, kaynak olarak genellikle Kütüb-i Sitte isimleri verilmiştir.

Ancak her konudaki ilk çalışma gibi bu kartelanın da hızlı, telaşlı ve acele ile hazırlanmasından kaynaklandığını tahmin ettiğimiz, hadis metinlerinde yapılan bazı gereksiz tasarruflar ya da hadislerin sonunda belirtilen başvuru kaynaklarındaki matbaa yanlışlıkları bu güzel çalışmayı kısmen de olsa gölgelemiştir. Yıllar geçmesine rağmen bu matbaa yanlışlıklarının düzeltilmemesi sebebiyle bu makale ile dikkat çekme zorunluluğu doğmuştur.

Bu makalede Kırk Hadis Kartelası’ndaki dikkatsizlikleri sırasıyla ele almak ve sonunda kartelanın düzeltilmiş şeklini takdim etmek istiyorum.



Dikkatsizlikler ve Yanlışlıklar

Kırk Hadis Kartelasında 2.Hadis olarak el-İslâmu Husnü’-l-Huluk (İslâm güzel ahlaktır) hadisi zikredilmiş, kaynak olarak (Kenzü’l-Ummâl, 3/17, Hadis No: 5225) verilmiştir.

Hadis tahrici ile meşgul olanlar gayet iyi bilir ki; hadis tahricinde kaynak olarak “hadisi senediyle nakleden ilk temel eserler” zikredilmelidir. Kenzü'l-Ummal kitabı, hadisi senediyle nakleden eserlerden olmayıp ikinci derecedeki hadis kaynaklarındandır.

Dolayısıyla Kenzü’l-Ummal müellifi Ali el-Müttakî el-Hindî bu hadisin kaynağı olarak Deylemî’yi vermektedir. Halbuki Deylemî’nin “Firdevs” kitabında pek çok uydurma hadis bulunmaktadır. İlim ehli, Deylemî’nin bir hadisi rivayet etmiş olmasının; o hadisin sahih olduğuna delâlet etmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir. (bkz. Leknevî, el-Ecvibetü’l-Fâdıla: s. 111)

Bu hadisin benzeri bir hadis, soru-cevap şeklinde Beyhakî’nin Şuabü’l-İman kitabında (6/242 No: 8016) senediyle zikredilmektedir. Dolayısıyla Kenzü’l-Ummal ismi yerine ya (bkz. Beyhakî Şüabü’l-İman: 6/242 No: 8016) denilmeli; ya da bu hadis karteladan çıkarılmalı, onun yerine aynı konuda (meselâ: el-Birru Husnü’l-Hulk: İyilik güzel ahlaktır. Müslim, Birr 14; hadisi gibi) “sahih” bir hadis konulmalıdır.

3.Hadiste kaynak olarak (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16) verilmiştir. Kartelada Müslim’deki hadis metninin tercih edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre Müslim rivayetindeki hadisin sonundaki (Azze ve Celle) ifadesi de hadis metninde yer almalıdır. Tirmizî’nin metni tercih edilseydi o zaman hadis metni, (Men lâ yerhamu'n-nase lâ yerhamuhullah) şeklinde olmalıydı.

4.Hadiste kaynak olarak (Buhârî, İlim, 12, Müslim, Cihad, 6) verilmiştir. Hadisin Buhârî’deki bab numarası farklıdır. Doğrusu (Buhârî, İlim, 11; Müslim, Cihad, 6) şeklinde olmalıdır.

6.Hadiste kaynak olarak (Tirmizî, İlim, 14) verilmiştir. Tirmizî’deki metin, karteladaki metinden farklıdır. Hadisin Tirmizî’deki şekli (inne’d-dâlle alel-hayri ke-fâılihi) şeklindedir. Yani karteladaki hadis metninin başına (inne) kelimesi ilâve edilmelidir.

7.Hadiste kaynak olarak (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63) verilmiştir. Ancak bu iki hadis metni, karteladaki hadis metninden farklıdır. Buhârî ve Müslim’deki hadis metninde (cuhr) kelimesinden sonra (vahıd) kelimesi bulunmaktadır. Karteladaki hadis metninde ise (vahıd) kelimesi düşmüştür, mutlaka tamamlanmalıdır.

Bu hadis seçilirken, belki de Buhârî ve Müslim’e hiç başvurulmamış, muhtemelen hadis bir başka eserden nakledilmiş olmalıdır. Karteladaki hadis metninde, anlamı kuvvetlendiren (vahıd) kelimesi kaldırılmamalı, hadis Buhârî ve Müslim’deki şekliyle yazılmalıdır.

10.Hadiste kaynak olarak (Buhârî, Îmân, 3; Müslim 57,58) verilmiştir. Ancak buradaki üç metinden hiçbiri karteladaki hadis metni ile aynı değildir. En yakın hadis metni (Müslim, 58) metnidir. Müslim’in bu metninde geçen (ev bid’un ve sittûne) ifadesi kartelaya alınmamış, ayrıca (fe-efdaluha) kelimesinin başındaki (fâ) harfi kaldırılarak sadece (efdaluha) denilmiştir. Kartelada bu değişikliğin yapılması uygun değildir. Anlaşılan bu hadis, bir başka eserden alınarak buraya kaydedilmiştir.

Yine 10.Hadis tercümesinde (Haya da imandandır), denilmiştir. Doğrusu (Haya imandan bir şubedir,) şeklinde olmalıydı.

17.Hadiste kaynak olarak (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8) verilmiş, halbuki hadis bu şekliyle sadece Tirmizî’de yer almaktadır. Hadisin Buhârî, Müslim ve Nesaî’deki metni (el-Müslimü men selime’l-müslimûne min lisanihi ve yedihi) şeklindedir. Kartelada ise (el-Müslimü men selime’n-nâsü min lisanihi ve yedihi) şeklindeki Tirmizî’deki metin tercih edilmiştir. Dolayısıyla ya Nesaî ismi, karteladaki hadis kaynaklarından çıkarılmalıdır. Ya da verilen kaynaklara (Buhârî, Îmân 4; Müslim, Îmân 65) ilâve edilmelidir.

18.Hadiste kaynak olarak (Buhârî, Edeb, 57, 58) verilmiş; doğrusu (Buhârî, Edeb, 57, 62) olmalıdır.

19.Hadiste kaynak olarak (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103,104) verilmiş, bu hadislerin hiçbirinde karteladaki hadiste iki defa geçen (ındallah) ifadesinin iki defa geçmediğini görmekteyiz. Karteladaki bu hadise en yakın metin (Müslim, Birr, 103) metnidir. Bu metinde (ındallah) ifadeleri hiç geçmemektedir. Dolayısıyla (ındallah) kelimeleri kaldırılmalıdır.

21.Hadis metni Tirmizî’den nakledilmiştir, ancak Tirmizî’deki hadis metninin ortasından ve sonundan birer cümle çıkarılmıştır. Böylece yeni bir hadis metni ortaya konulmuştur.

Hadis metinlerinin başından veya sonundan bazı cümlelerin çıkarılarak hadisin “muhtasar hadis” olarak nakledilmesine uygulamada sık sık rastlanmaktadır. Bu sebeple hadisin sonundaki cümlenin zikredilmemesi, bu hadisi muhtasar olarak nakletme açısından normal görülebilse de hadisin ortasından bir cümlenin çıkarılması çok yanlış ve yersizdir.

Tirmizî’de (ve imatatüke..) kelimesinden önce (ve basaruke lir-racülir-radîil-basari leke sadakatün) ifadesi yer almaktadır. Dolayısıyla karteladaki 21 no.lu hadis bu haliyle eksiktir, mutlaka tamamlanmalıdır. Gayet tabii olarak bu hadisin tercümesinde metinde eksik kalan ve tamamlanacak olan cümlenin tercümesi de yer almalıdır.

Ayrıca hadis metnindeki (eş-şevk) kelimesinin sonundaki kapalı (tâ) harfi düşmüştür. Bu kelime yerine (eş-şevket) kelimesi yazılmalıdır.

22.Hadis kaynaklarında geçen (Müslim: Birr 33) ifadesindeki rakam yanlıştır. Doğrusu (Müslim, Birr 34) şeklinde olmalıdır.

Yine 22.hadiste kaynaklarda geçen (Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539) ifadesindeki cilt numarası yanlış yazılmıştır. Doğrusu (Ahmed b. Hanbel, 3/285, 539) olmalıdır.

26.Hadiste İbn Mace’nin metni tercih edilmiş, ancak kaynaklarda Tirmizî’nin ismi önce yazılmıştır. Ya Tirmizî’nin metni tercih edilmeli, ya da İbn Mace önce yazılmalıdır. Zira Tirmizî’nin metninde hadisin sonunda (Hulukan) kelimesi yer almaktadır.

29.Hadis kaynaklarında geçen (Müslim: Îmân 144) ifadesindeki rakam yanlış; doğrusu (Müslim, İman 145) şeklindedir. Hadis tercümesinde geçen “Ya Resulullah” ifadesi, “Ya Rasûlallah” şeklinde düzeltilmelidir.

36.Hadis tercümesi, “Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler,” şeklinde çoğul olarak değil, tekil olarak tercüme edilmelidir.

38.Hadis kaynaklarında geçen (Müslim: Müsâkât 7,10) ifadesindeki rakamlar yanlıştır. Doğrusu (Müslim, Müsâkât 12) şeklinde olmalıdır.



SONUÇ:

Bu tenkitlere bakan ancak hadis ilmiyle fazla ilgisi olmayan kimse, bunları basit ve önemsiz sayabilir. Ancak sadece kırk hadis içerisinde bu kadar çok dikkatsizliğin olması herhalde uygun görülmeyecektir. Ayrıca şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Tarih boyunca Allah Rasûlü’nün hadislerinde yapılan dikkatsizlikler, ilgisizlikle ve duyarsızlıkla karşılansaydı, hadisler bize kadar bu güzellikte gelemezdi.

Gayet tabiî olarak her beşerî çalışmada kusur ve eksiklik bulunabilir. Bizim şu yazdığımız satırlarda bile farkında olmadan yaptığımız yanlışlıklar olabilir. Ancak Türkiye’deki en yüksek resmî dinî hizmet ve irşad kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı, dini sorumluluk gereği özellikle hadis konusunda daha titiz ve hassas olmalı, yayınladığı ve yayınlayacağı hadis kartelalarını ehil ve mütehassıs hadis akademisyenlerine ya da mütehassıs Diyanet erbabına hazırlatmalı ve inceletmelidir.

Piyasada farklı kurumlar ve yayınevleri tarafından yıllardır defalarca basılan birçok hadis kartelalarında da göze çarpan benzeri küçük-büyük yanlışlıklar, ya önemsiz görülmesinden ya da ilgisizlikten kaynaklanmaktadır.

Hadis metinleri, sıhhat dereceleri ve kaynakları konusundaki bu tutum karşısında gerek İlahiyat Fakültelerinin hadis dalında çalışma yapan akademisyenleri, gerekse Diyanet İşleri Başkanlığının ilgili dinî irşad ve hizmet erbabı tarafından ilmî emanetin gereği yerine getirilmeli, gerekli ilmî uyarılar yapılmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığının resmî web sitesinde yer alan ve kartela olarak dağıtılan KIRK HADİS’i ele alarak tesbit ettiğimiz bu dikkatsizliklerin süratle düzeltilmesini, on binlerce basılan ve dağıtılan Kırk Hadis kartelalarında bundan böyle daha dikkatli olunmasını temenni ediyor, Diyanet İşleri Başkanlığı yetkililerinin bu samimî tenkidimizden memnun ve müteşekkir kalacaklarını ümid ediyoruz.





DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI TARAFINDAN YAYINLANAN

KIRK HADİS KARTELASININ DÜZELTİLMİŞ ŞEKLİ



1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ، قُلْنَا: لِمَنْ)يَا رَسُولَ اللَّهِ)؟ قاَلَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَ ِلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. Müslim, İmân, 95.

2

اَ ْلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. bkz. Beyhakî, Şü’abü’l-İman: 6/242 No: 8016

3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا، وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Buhârî, İlm, 11; Müslim, Cihâd, 6.

5

إِنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّة: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmazsan dilediğini yap!” sözüdür. Buhârî, Ehadisü’l-Enbiyâ, 54; Ebu Dâvûd, Edeb, 6.

6

إِنَّ الدَّالَّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. Tirmizî, İlm, 14.

7

لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ واَحِدٍ مَرَّتَيْنِ.

Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

8

إِتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وَأَتْبِعِ السَّيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. Tirmizî, Birr, 55.

9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أَحَدُكُمْ عَمَلاً أَنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, Şü’abü’l-Îmân, 4/334.

10

اَ ْلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً، أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً، فَأفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ، وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيمَانِ

İman, yetmiş (veya altmış) küsur şubedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandan bir şubedir. Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ، وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ، وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, Cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (müslüman) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu Kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter. Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Tirmizî, Îmân, 12.

18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا، وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّام

Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz. Buhârî, Edeb, 57, 62.

19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ، وَإنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ، وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ صِدِّيقًا، وَإنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ، وَإنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ، وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de Cennet’e götürür. Kişi doğru söyleye söyleye sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de Cehennem’e götürür. Kişi yalan söyleye söyleye kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ، وَلاَ تُمَازِحْهُ، وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. Tirmizî, Birr, 58.

21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ، وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَنَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ، وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ، وَبَصَرُكَ لِلرَّجُلِ الرَّدِيءِ الْبَصَرِ لَكَ صَدَقَةٌ، وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَةَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. İyi göremeyen bir kimseye yardımcı olman senin için sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. Tirmizî, Birr, 36.

22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ، وَلكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama O, sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. Müslim, Birr, 34; İbn Mâce, Zühd, 9;Ahmed b. Hanbel, 3/285, 539.

23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْوَالِدِ، وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.

24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ: دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası. İbn Mâce, Dua, 11.

25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. Tirmizî, Birr, 33.

26

خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. İbn Mâce, Nikâh, 50.

27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وهُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ. (وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى)

Peygamberimiz, işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yan yanayız” buyurmuştur. Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ، قَالُوا: يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ، وَالسِّحْرُ، وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ، وَأكْلُ الرِّبَا، وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ، وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ.

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulallah? dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmaktır, buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 145.

30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ، حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

Dul ve fakire yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

.....................
(Alıntı:N.YILMAZ)
05-12-2009 00:09:02 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dindersiforum.com | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS