Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Evren Tesadüfen oluşabilirmi
Yazar Mesaj
ilhan AKMAN Çevrimdışı
Deneyimli Üye
***

Mesajlar: 2,144
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 767
Mesaj: #1
Evren Tesadüfen oluşabilirmi
Kuantum fiziğine göre herşey mümkün gibi görünüyorTongue Yinede bu iddiaları bilip hazırlıklı olmakta fayda var

Bazı yerlerde tesadüfün imkansız olduğuna dair bir görüş hakimdir. Bu görüş yerel sistemlerin hareketini, ki bu bir galaksinin neden olduğu kütle çekiminden basit bir tek hücrelinin beslenme davranışına hatta fotonun hareket yönü de olabilir; içinde bulunduğu bir üst sistemden bağımsız kılarak bu davranışında bir erek olduğu kanaatına varır. Bu erek insan ereğidir ama fark etmez zaten insanın ereği de kendi arzularını içinde bulunduğu sisteme hakim kılabilmektir. Hayvansal bir özellik olan bu dominant davranışın bazı sakıncaları olsa da önümüzdeki 127 yıl daha doğaya bu ereksel bakış açısı sürecek gibi görünüyor. Ancak bazı gerçekler doğayı istediğimiz ereklere yönlendiremeyeceğimizi göstermekte. Tabii ki bunun ne kadarını bilirsek yine değiştirip istediğimiz ereğe yönelteceğiz ki buna da teknoloji diyoruz. Örneğin çekim yasalarını kendi açımızdan yorumlayarak balistiği ve roketleri benzer teknoloji ile uçan araçlar yapmayı öğrendik.

Gözümüzü alet yapma teknolojimizin yarattığı bu yeni teknolojiyle doğaya çevirdiğimizde (artık çıplak gözle değil tabi) garip durumlarla karşılaşırız. Fotonlar, karadelikler, madde-karşıt madde çiftlerinin yaratmakta olduğu evrenin bir başka gizi. Tesadüfün neden olduğu madde oluşumu.

Evrende türlü şekillerde ortaya çıkıp yok olan parçacık çiftleri olduğunu söyler Kuantum kuramı ve bunu deneysel olarak da gözlemiştir. Örneğin elektronun karşıtı pozitron (+) yüklüdür. Işık kuanta paketleri olan fotonun yükü ve ağırlığı olmadığından karşıt foton da aynıdır ki zaten karşıtlar çarpışınca da yok olup fotona dönüştüklerinden dolayı karşıt foton pek bir şey ifade etmez bu açıdan. Örneğin elektron ile pozitron çarpışınca genellikle yok olmalarının yarattığı ışımadan iki foton çıkar. iki foton çarpıştırılarak da pozitron elde edilip normalde anında yok olacak olan bu parçacık haftalarca bir manyetik alan altında saklanabilmektedir.

Kuantum garip bir kuramdır, doğanın sağ duyuya aykırı görünen olgularını matematiksel açıdan çok iyi bir şekilde analiz edebildiğinden teori ile deney arasındaki yanılgı payı binlerce kilometrede bir saç teli kalınlığının ölçüsünü geçmez genellikle.

Kuantum için çok garip olgular mevcuttur. Örneğin bir elektron bir fotonu soğurabildiği gibi, bir foton saçıp sonra zamanda geri gidip bir fotonu soğurduktan sonra tekrar zamanda ileri gidebilir. Zamanda geri gitmek ne demektir? Bir elektron ve bir foton çarpışırken örneğin, ortaya bir pozitron çıkabilir fotonun bozunması ile ortaya çıkmış olan bu pozitron aslında zamanda geri giden elektrondan başka bir şey değildir. Karşıt parçacıklar zamanda ileri giden gerçek parçacıkların zamanda geri giden halleridir.

Örneğin, bir elektron ile bir foton birbirine yaklaşırken görüyoruz diyelim. Derken foton aniden çözülüyor ve bir elektron ile pozitron oluşuyor. Bu elektron ile zamanda tersine giden kendisi olan pozitron baştaki elektron ile çarpışıp yok oluşuyor ve bir foton oluşuyor. Önceki bozunan fotonun oluşturduğu elektron ise zamandaki ileri hareketini sürdürüyor. Burada görüldüğü gibi sonuç olarak hiç bir şey değişmedi ve yine elektron ile foton normal yollarına devam eder göründüler oysa baştaki ilk elektron fotondan bozunmuş pozitron ile etkileşime girdiğinden yok olup fotona dönüşürken, fotondan bozunan çiftten pozitronun yok olmasıyla serbest kalan elektron yoluna devam etti. Doğada bu sık sık olmaktadır.

Karadeliklerin sonsuz çekim gücü bilinen bir olgudur ve benzer foton ile karşıt madde etkileşimleri orada da olur. Karadelik ışınımı denilen olayda ise yine bu tür bozunan fotonlardan bir pozitron elektron çifti olduğunu düşünelim. Bu çiftten oluşan kısa ömürlü pozitronun yeniden herhangi bir elektronla etkileşime giremeden karadeliğin çekim alanına girmesi ile elektronun ise karadeliğin çekim alanına girmeden kurtulması mümkündür. Böyle durumlarda negatif parçacıkların katılımı ile kütlesi azalan karadelikden ışıma olduğu gözlenir. Fotondan bozunan madde çiftinin zamanda geri giden elektronu pozitronun karadeliğe düşmesi bir elektronun serbest kalmasına neden olacağından madde oluşabilir. Aynı durum diğer atom altı parçacıklar için de geçerlidir. Madde çiftlerinden zamanda geri gidenin kendisiyle değil de ortamda bulunan başka bir zamanda ileri giden eşdeğer parçacıkla etkileşime girip yok oluşu da zamanda ileri giden yeni reel parçacıkların oluşmasına neden olur.

işte bu noktada tesadüfün bir cilvesi yeni maddesel yapıtaşlarının oluşmasına neden olabiliyor. Bu rastgelelik sayesinde oluşan tanecik dolayısıyla maddedir. Kim demiş tesadüfen hiç bir şeyin olamayacağını ve oluşamayacağını. Bu evrenin tesadüfen meydana gelme olasılığına sadece bir örnektir.
ALINTI
10-08-2009 19:01:44 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ilon Çevrimdışı
Administrator
*********

Mesajlar: 535
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 237
Mesaj: #2
RE: Evren Tesadüfen oluşabilirmi
insanlar bilimde tavana vurmuş ve bilimadamları aralarında konuşup tanrıya artık ihtiyaç duymadıklarını söyleyelim demişler. bir ekip kurup tanrıya gitmişler.
ekip,
-selamünaleyküm tanrı, demişler..
tanrı,
-aleyküm selam, oo hocam hoşgeldiniz hayırdır? demiş..
ekip,
-biz bilimde çok ilerledik artık herşeyi yapabiliyoruz, sana da ihtiyacımız kalmadı. demişler.
tanrı,
-öyle mi, o zaman bana sizin biliminizle canlı bir kurbağa yaratın görelim.
deyince ekipten biri yere eğilip bir avuç toprak ,çakıl filan almış eline,bu sefer tanrı,
-hişş alooo kendi biliminizle dedim, benim topraaamı bırakın demiş

Alıntıdır

[Resim: anlastikmidarkilencepn9.gif]
10-09-2009 00:02:35 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ilhan AKMAN Çevrimdışı
Deneyimli Üye
***

Mesajlar: 2,144
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 767
Mesaj: #3
RE: Evren Tesadüfen oluşabilirmi
Bazı Ateistlerin en çok güvendiği sonsuz olasılık yada sonsuz evrenler teorisinin bir eleştirisi
---------------
Sonsuz evrenler senaryosu hem metafizik bir senaryodur hem de bilgimize hiçbir katkı yapmadan tek bir evreni varlığı meçhul sonsuz evrenlerle açıklamaya kalktığı için ‘Ockhamlı’nın usturası’ndan nasibini almalıdır. Fakat bir an için sonsuz evren senaryolarının doğru olduğunu kabul etsek bile; bunun, tasarım delilinin gücünü azaltmayacağını ve bizi ateizmin arzu ettiği sonuca yine de götüremeyeceğini de vurgulamakta fayda görüyorum.

Sonsuz evrenler senaryosu hem metafizik bir senaryodur hem de bilgimize hiçbir katkı yapmadan tek bir evreni varlığı meçhul sonsuz evrenlerle açıklamaya kalktığı için ‘Ockhamlı’nın usturası’ndan nasibini almalıdır. Fakat bir an için sonsuz evren senaryolarının doğru olduğunu kabul etsek bile; bunun, tasarım delilinin gücünü azaltmayacağını ve bizi ateizmin arzu ettiği sonuca yine de götüremeyeceğini de vurgulamakta fayda görüyorum.

İnsancı İlke’nin sonuçlarından kaçınmak için sonsuz evrenler senaryosunu ortaya atanların yaptığının neye benzediğini size bir örnekle açıklamak istiyorum: Binlerce rulet masası olan bir kumarhanede olduğunuzu düşünün. Size tüm rulet oyunlarının hileli olduğunu (sonucun önceden tasarlandığını) söylüyorum ve delil olarak binlerce masadaki yüz binlerce oyunun sonucunu önceden söylüyorum. Verdiğim sonuçlar doğru çıkınca, rulet oyunlarının sonucunun evvelden bilindiğine kanaat getiriyor ve birisine bu olayı anlatıyorsunuz. Anlattığınız kişi ise bunun tesadüfen olabileceğini, eğer kumarhanelere giden tüm insanların böyle bir tahminde bulunurlarsa, birinin tutturma ihtimali olduğunu söylüyor. Bunun olasılık açısından imkânsız olduğunu gösterdiğinizde, aslında sonsuz sayıda gezegenler olabileceğini, bu sonsuz gezegenlerdeki sonsuz sayıdaki kumarhanelerde böyle tahminlerde bulunan sonsuz sayıda kişiler olabileceğini, bunlardan birinin rastgele bir tahminle böyle bir sonucu yakalaması muhtemel olduğu için; size kumarhanelerin rulet oyunlarının önceden bilindiğini söyleyen benim yalancı olduğumu, benim bunu rastgele başardığımı söylerse cevabınız ne olur? Diyelim sonsuz sayıdaki kumarhanelerin varlığına inandınız, binlerce rulet masasındaki yüz binlerce rulet oyununun sonucunu bilmemi yine de tesadüfle açıklamaya kalkar mıydınız?

Dembski’nin bir örneğinden esinlenerek şöyle bir örnek de verebilirim:119 Fazıl Say’ın her piyano başına oturduğunda çok başarılı bir şekilde piyano çaldığını düşünün. Eğer sonsuz evrenler senaryosunu doğru kabul etsek bile; Fazıl Say’ın her piyano başına oturduğunda parmağınla rastgele tuşlara vurarak bunu başardığını söyleyen biriyle, bunu Say’ın piyano eğitimine, çalışmalarına ve kabiliyetine bağlayan benim iddiamdan hangisinin doğru olduğuna kanaat getirirsiniz? Sonsuz evrenler sonsuz olanakla her şeyi mümkün kılıyor diyerek, her iki iddiayı da eşit değerde mi kabul edersiniz, yoksa Fazıl Say’ın tuşlara rastgele basmadığını mı düşünürsünüz?

Atatürk Kültür Merkezi’nde Say’ın, Bach’ın 1. Brandenburg Konçertosu’nu dinlediğimizi düşünün. Sonsuz olasılık olsaydı bile Say’ın bu konseri bilinçli bir şekilde (tasarımla), hangi tuşlara vuracağını seçerek (bir kısım olasılığı seçerken diğerlerini eleyerek), verdiğini bana düşündüren mantık, bu evrenin tasarımlı olduğunu düşünmeme yol açan mantıkla ortak noktalara sahiptir. Say’ın müzik performansından bağımsız olarak Bach’ın 1. Brandenburg Konçertosu mevcuttur, yani ‘bağımsız’ bir olgu mevcuttur ve rastgele vurulan tuşların böylesi ‘bağımsız bir eser’le tesadüfen eşleşmesi imkânsızdır. Üstelik Say; Bach’ın 2. Brandenburg Konçertosu’nu, 3’üncüsünü, 4’üncüsünü, 5’incisini, 6’ıncısını ve Klausen Konçertosu’nu çalarken de aynısı olmuştur. Yani Say’ın rastgele bir şekilde tuşlara vurup bu sesleri çıkarmadığı sadece sağduyuyla değil, matematiksel olasılık hesapları ve mantıksal bir sunumla da gösterilebilir. Üstelik bu gösterim, evrende ve canlılar dünyasındaki diğer tasarıma dair olgularda olduğu gibi, gözlenen olguların matematiksel ve mantıksal değerlendirmesine dayanmaktadır. David Hume’un eleştirdiği tasarıma dair klasik argümanların birçoğunda olduğu gibi, bu yaklaşım analojilere dayanmaz. Buna karşın, sonsuz evren senaryoları ile tasarımı inkâr eden tutum ne bir gözlemin, ne de bir matematiksel veya mantıksal yaklaşımın sonucudur. Fazıl Say’ı dinlerken, sonsuz evrenlere dair senaryoların etkisiyle, rastgele tuşlara basan şanslı birinin çıkardığı sesleri dinlemediğinize eminseniz; evrende rastgele bir şekilde oluşması buna kıyasla çok daha imkânsız olguların (çok daha kompleks olguların), bu olguların eşleştiği bağımsız olayların da varlığını düşünerek, rastgele şekilde oluşamayacağını rahatlıkla anlamanız gerekir. Dembski tasarımı anlamamıza yarayan bu ölçüte ‘belirtili komplekslik’ (specified complexity) demektedir. Gerçekten de bu ölçüt; Say’ın rastgele tuşlara vurmadığından, evrendeki canlıların tesadüfen oluşmadığına kadar değişik tasarımsal olguları nasıl anlayabileceğimizin mantığını başarıyla ifade etmektedir.
10-09-2009 22:58:33 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dindersiforum.com | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS