Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ramazan vahiyle diriliş ayıdır!
Yazar Mesaj
ahmed60 Çevrimdışı
Forum Üstadı
****

Mesajlar: 3,571
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 366
Mesaj: #1
Ramazan vahiyle diriliş ayıdır!
Ramazan festival değildir!
M.İslamoğlu

Din insan içindir. İbadetlerden Allah'ın değil insanın çıkarı vardır. Çünkü muhtaç olan insan, ihtiyaç giderense Allah'tır.

Allah-insan ilişkisinde ibadet insandan Allah'a ulaşan bir bilinçtir. Bu, “takva”nın ta kendisidir. İzutsu'nun yerinde tesbiti ve Esed ve Fazlur Rahman gibi muasır âlimlerin ona katılarak kullandıkları karşılığıyla “sorumluluk bilinci”...

Bu bir miraçtır. Her miraç bir “uruc”un, yani “yüceliş ve yükselişin” eseridir. İbadetlerle insan bilinci, insanlık evreninin ufkuna yükselir. Bu yükselişi Allah karşılıksız bırakmaz. Ubudiyyetiyle kendisine yönelen kula O da rububiyyetiyle yönelir ve rahmetiyle “nüzul” eder.

Allah tarafından gerçekleştirilen her nüzul, aynı zamanda bir tenezzüldür. Onun rahmetiyle insanlığa tenezzülü, peygamberlerde vahiy suretinde tecelli etmiştir.

Tüm vahiylerin zirvesi olan Kur'an vahyi, işte böylesine bir ilahi tenezzülün eseridir. “Nüzul” kelimesi Arap dilinde, “misafirin önüne çıkartılan mükellef ziyafet sofrası” anlamına gelir. Bu mana akılda tutulursa, vahyin nüzulünün ne demeye geldiği daha iyi anlaşılır.

Evet, vahiy Allah'tan insana indirilen bir “mâide”, muhteşem bir gök sofrasıdır. Bu sofra insana, insan tarafını geliştirecek gıdalar sunar. İnsanın diğer canlılarla paylaştığı hayvânî boyutunu değil, onun insânî boyutunu besler.

Vahiy, ilahi bir inşa projesidir. İnsan olmanın asgari sorumluluğunu fark ederek bilincini yücelten insanda, muhteşem bir akıl ve şahsiyet inşa eder. Tıpkı ilk muhatabı olan Sevgili Peygamberimizin tasavvurunu, aklını ve şahsiyetini inşa ettiği gibi...

İnsan yeryüzündeki varoluş amacını, ancak vahyin inşa ettiği bir bilinçle gerçekleştirebilir. Bu bilince ulaşması için insanın önce kendi anlam ve amacı üzerinde ciddi bir biçimde düşünmesi gerekmektedir.

Sahi insan hiç amaçsız olabilir mi? Ortalama ömrü insan ömrünün yüzde biri kadar olan bal arısının dahi bal yapmak gibi muhteşem bir amacı olsun da, yaratıklar evreninin şaheseri olan insanın bir amacı bulunmasın mı?

Kendisini diğer canlılardan ayıran fıtrat, akıl, irade ve diğer yetenekleriyle insan başıboş bırakılacağını, dünya bahçesinde keyfince at oynatacağını, eline verilen bunca iç ve dış imkanı nefsinin istediği gibi tahrip ve tarumar edeceğini mi düşünmektedir?

İnsanın yaratılış gayesi, “yeryüzünde varoluş amacına uygun bir hayatı inşa” etmektir. Vahiy, bu inşanın ustası olan insanın kullanma kılavuzu, prospektüsüdür. İnsan, kendi varoluş amacını doğru ve maksimum düzeyde gerçekleştirmek istiyorsa, öncelikle kendisini vahyin inşasına açmak zorundadır.

Yoksa mı?

Yoksa, işte yaşadığınız çağda olduğu gibi insan yok olur. Onun yerini insan kılığına girmiş cilalı ve maskeli nesneler alır. Siyasal ve ekonomik krizlerin tamamının kendisinden neşet ettiği “adam krizi” kronikleşir. Gerçeğin yerini yalan, hakikatin yerini imaj, değerin yerini fiyat, işlevin yerini simge, adaletin yerini güvenlik sendromu, devletin yerini dev, milletin yerini canavarlaşmış bir oligarşi alır.

Peygamberlerin çağrısını diriltmekten başka çıkar yol yok. Tüm peygamberlerin çağrısı, insanın varoluş amacını gerçekleştirme çağrısıydı. Bu çağrıya sırt dönmek, aslında insanın insanlığa yapacağı en büyük zulüm ve küresel bir ahlaksızlıktı. Bu çağrının zirvesini teşkil eden Kur'an'ın çağrısı da buydu.

Ramazan, işte bu çağrının öznesi olan Kur'an'ın doğum ayıdır. Bu doğumun oruçla kutlanması, aslında vahyin çağrısının ruhuyla mükemmel bir uyum arz eder. Çünkü oruç, insanın insan tarafını geliştirmek için hayvan tarafına “dur” demektir. İnsanın ruhunu zenginleştirip içgüdülerini dizginlemektir.

Bu amacın gerçekleşmesi, yeryüzünde varoluş amacına uygun bir hayatı inşa etmek için yaratılan insanın, yani “usta”nın eğitilmesi demektir. Bunun için de, Ramazan hem oruç ibadetiyle bir nefis ve ruh terbiyesine, hem de vahiyle bir tasavvur ve akıl terbiyesine dönüşmelidir. Ancak o zaman amacını gerçekleştirmiş olur.

İbadetler insan-Allah ilişkisinde, insanın Allah'a gönderdiği birer mektuba benzerler. İçi boş bir zarfın adresine ulaştığını düşünsek bile, bu, muhatabı tarafından kâle alınacak bir mesaj olmayacaktır.

İşte içi boşaltılmış ibadetler, böylesi içi boş bir zarfa benzerler. Bu, en azından ciddiyetsizlik olarak telakki edilecek, dahası, amacını hiçbir zaman gerçekleştirmeyecektir. Ramazanı, Osmanlı'nın kanında mikropların gezdiği çöküş dönemlerinin eseri olan “direkler-arası eğlencelerle”, onun modern versiyonu olan “konserlerle” kutlamaya kalkmak, Ramazana bir iyilik değil, onun ruhunu öldürüp cesedinin üzerinde festival yapmaktır.

Bu yukarıdaki anlayış, bireysel planda Ramazanı varsıl şişmanların bir “diyet ayı”, yoksul zayıflarınsa bir “beslenme ayı” gibi algılamalarından daha vahim bir algı biçimidir.

Neden hep “Kur'an'ın inşası” deyip durduğumuz anlaşılmıyor mu? Çünkü bu sorun, “Ben müslümanım” diyen ve samimiyetlerinde zerrece kuşku olmayan insanların İslam'ını vahyin inşa etmemesinden kaynaklanıyor.

Ne olursunuz, hangi faaliyeti yapıyor olursanız olunuz, önce tasavvurunuzu, aklınızı ve kişiliğinizi vahyin ellerine teslim ederek, kendinize bir istikamet açısı çizdiriniz. Vahyin elleriyle bir temel attırınız. Dine, dünyaya, insana, eşyaya, Allah'ın “gör” dediği yerden bakmanız ancak buna bağlı... Müslümanlığınızın Allah tarafından ciddiye alınması ancak buna bağlı...

Ondan sonra mı? İster siyasetçi olunuz, ister ekonomist... İster sanatçı olunuz, ister futbolcu... İster belediye başkanı olunuz, işter cumhurbaşkanı.

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı.
08-25-2009 12:07:24 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ahmed60 Çevrimdışı
Forum Üstadı
****

Mesajlar: 3,571
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 366
Mesaj: #2
RE: Ramazan vahiyle diriliş ayıdır!
Ayların sultanı geldi, gönül sarayı harap
M.İslamoğlu
Ramazan'ı ayların sultanı kılan vahyin o ayda inmeye başlamasıdır. Ramazan'ı Kur'an ayı olarak bilip tasavvuru, aklı, şahsiyeti ve nihayet hayatı Kur'an'la yeniden inşa etmek, Ramazan'la yüzden değil, özden ilişki kurmak demektir. Çünkü vahiy, ilahi bir inşa projesidir. Benzetmemizden yola çıkarak söyleyecek olursak Kur'an Allah'tan insanlığa gönderilmiş bir mektuptur. Bu mektupta insanoğlunun iki cihan saadetinin formülleri kayıtlıdır.

Allah'tan kendisine gelen mektupla yüzeysel ilişkiye girenle damardan ilişkiye giren bir olur mu? Bir başka ifadeyle, Allah'ın insanlığa gönderdiği mektubu yüzden okuyanla özden okuyan bir olur mu? Veya vahyin sadece zarfıyla yetinip mazrufunu, yani içini merak etmeyen kimsenin vahye karşı ciddiyeti hangi kategoriye girer?

Netice şuraya geliyor: Eğer insan ilahi bir inşa projesi olan vahiyle ilişkisini yüzeysel tutmuşsa, ibadetlerle ilişkisi de yüzeysel kalmaya mahkûmdur. Yani Allah'tan gelen mektup hükmünde olan vahyin sadece zarfına bakan, Allah'a yollanmış mektup hükmünde olan ibadetlerin içini de boş bırakacaktır.

Yapılacak şey belli: Ramazanı fırsat bilip onun varlık sebebi olan vahiyle candan yürekten bir ilişkiye girmek. Vahyin inşasına kendini açmak için, bedenin önceliğini akleden kalbe, iradeye ve ruha vermek. Orucun maksadının, işte bunu gerçekleştirmek olduğunu unutmamak.

Müslüman şahsiyetin ve İslâm medeniyetinin kurucu unsurlarından biri olan Ramazanın bu fonksiyonunu tekrar diriltmek onun Kur'an ayı olduğunu unutmamaktan geçiyor. İmha edilmiş Müslümanca algı dünyamız inşa ve ihya edilmedikçe, imha edilmiş beşeri coğrafyamız inşa ve ihya edilemeyecektir. Kavramlar sıhhatine kavuşmadıkça, eylemler sıhhat bulmayacaktır.

Eğer Ramazan gelir de vahiy gelmezse, Ramazanın ruhunu öldürmüş oluruz.

Nedeni açık. Çünkü vahiy, ayların sultanının konuk olacağı saray olan kalbimizi tahkim eden, orayı tamir ve inşa eden bir usta. Kalbimiz bu usta elinden geçmedikçe, orada sultanı ağırlamak ne mümkün?

Sultan gelir, hoş da gelir, fakat bizi hoş bulmaz. Ya boş bulur, ya da nahoş bulur. Bu Ramazan gibi bir imkânın öldürülmesi demektir. Düşünebiliyor musunuz, Allah biz insanlara Ramazan gibi muhteşem bir kredi açıyor, bizse onu çarçur ediyoruz.

Burada ölü ibadet, diri ibadet diye bir ayrım yapmak lazım.

Ölü ibadet amacını gerçekleştirmez. İnsanı sırtlanıp Allah'a yaklaştıran bir Burak değil, insanın sırtında bir yük olur. İbadetin amacı gerçekleşmeyince, insan ondan haz almaz. Onun tadı yürek damağına değmez. Baştan savılması gereken bir unsur gibi görülür.

Ayların sultanına, baştan savulması gereken bir unsur muamelesi yapmanın vahim sonucunu düşünebiliyor musunuz? Böyle bir hane sahibinden ilahi misafir neden razi olsun? Ramazan da olmayacaktır. O yürekte kalıcı bir tat bırakmadan kaçarcasına gidecektir.

Ya bir de tersini düşünün: Eğer sultana layık bir ağırlama yapılırsa, eğer hane sahibi tarafından memnun edilirse, bu kutlu konuk ev sahibini bir biçimde memnun edecektir. Onun gönlünü görecek, ona getirdiği sonsuz bereketten hak ettiği kadar bırakacaktır. O bereketle, çöle dönmüş yürekler göle dönecektir. O bereketle, açlıktan can çekişen ruhlar kendine gelecektir. O bereketle, iman ele, ayağa, göze, kulağa ve dile gelecektir.




..Kur'an'ın doğum ayının oruç biçiminde kutlanması tesadüf değil. Oruç, ruhun doyurulması için bedenin aç bırakılmasıdır. Bilinci akleden kalbin etkisine açmak için, şehevi iç güdülerin etki alanından kurtarmaktır. Manevi insanı öne çıkarmak için maddi insanı (beşer) arkaya atmaktır.

Ramazan'ı Kur'an ayı olarak bilip, tasavvuru, aklı, şahsiyeti ve nihayet hayatı Kur'an'la yeniden inşa etmek, Ramazan'la yüzden değil özden ilişki kurmak demektir. Çünkü vahiy, ilahi bir inşa projesidir. Benzetmemizden yola çıkarak söyleyecek olursak, Kur'an Allah'tan insanlığa gönderilmiş bir mektuptur. Bu mektupta insanoğlunun iki cihan saadetinin formülleri kayıtlıdır.

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı.
(Bu Mesaj 08-27-2009 10:50:17 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : ahmed60.)
08-27-2009 10:49:33 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dindersiforum.com | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS