Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Yazar Mesaj
küheylan Çevrimdışı
ddf özel üyesi
*****

Mesajlar: 519
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 431
Mesaj: #1
Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Linkleri Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olabilmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.


Geçtiğimiz hafta başında Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman'ı, Etiler sokaklarında tesettürlü bir vaziyette gördüm. Rüyamda değil, güpegündüz. Bana inanmayanlar çıkabilir, çünkü ben de önce gözlerime inanamadım.

Yok, olamaz böyle bir şey. Benzettim sanırım..." falan dedim. Geçip gidecektim ki; içimdeki bir ses, buna müsaade etmedi. "İşin aslını astarını öğren" dedi. "Hayırdır inşallah" deyip hemen işe koyuldum. Başladım takibe. Gördüğüm kadının Ayşe Arman olduğundan emin olmak için biraz daha yaklaştım, gözlerine baktım; göz göze geldik. Birisi tarafından baştan aşağıya incelendiğini fark edince biraz ürktü sanki... Birbirimize istihzalı istihzalı baktık. Sonra tebessüm etti. Yüzünden hiçbir zaman eksik olmayan tebessümden "Yakında ne yapacağımı görürsünüz. Yine bombayı patlatacağım!" manasını çıkardım. Sanki karşımda Ayşe Arman değil de daha dün yaramazlık yapmış, birazdan yine bir yaramazlık yapacak haşarı bir çocuk vardı.

Şimdiden gazeteci arkadaşlarımı uyarıyorum. Ayşe Arman'ın birkaç gün içinde patlatacağı 'bomba'ya karşı hazırlıklı olun. Şaşırmayın, onu kınamayın. Ayşe Arman ne yapsa yeridir, giyinmeyi pek sevmiyor ama ne giyse yakışıyor! Ona gıpta ediyorum. Kendisiyle, hayatla dalga geçmesini, bunlara gülmesini, eğlenmesini, kendi doğrularının peşinden gitmesini zaman zaman da kıskanıyorum. Ama böyle mutlu oluyor demek ki kendisi... Tesettürlülerle ilgili yazısında (Bana bu hal değişikliği bir çalışmanın habercisi gibi geliyor) umarım empati kurar.

"Ayşe Arman'ın tesettürlü hali şık mıydı, rüküş mü?" diye meraklandığınızı biliyorum. Başörtüsü de ona yakışmış, tesettürlü hali gayet şık. Ama 15 gün içinde Ayşe Arman'ı fotoğraflarında bir soyunuk, bir giyinik, sonuncusunda da başörtülü olarak gören birinin halini düşünün. Durumum pek iyi değil anlayacağınız.

Yukarıda anlattıklarımı birkaç gazeteci dostumla paylaştım, kimse bana inanmadı. "Sen tesettürlü Ayşe Arman'ı ancak rüyanda görürsün" dedi. Alacağınız olsun! Bana inanmayın siz, nasıl olsa Ayşe Arman yakında bir hamle yapar. Siz de "Kurşunkalem demişti" dersiniz...

***

nOT:Fotosuna ve son zamanlardaki yazdıklarına bakarak yazacaklarım çok subjektif olacağından yuttum
07-11-2009 16:48:10 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
mOsLiMa Çevrimdışı
Gurbetci
**

Mesajlar: 531
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 131
Mesaj: #2
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Bu yaziyi ilk okudugumda inandirici gelmemisdi, suan tvde bir progda gordum. Acikcasi cok sasirdim ama bi o kadar da sevindim...

Oysa ask namaz gibiydi. Bilirdim ki saga, sola bakinca bozulacak...


(Allah kulluna yetmezmi?)
07-16-2009 20:02:57 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ahmed60 Çevrimdışı
Forum Üstadı
****

Mesajlar: 3,571
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 366
Mesaj: #3
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Başörtüsünün ruh iklimi
A.Taşgetirem

Bence insan içinde yaşadığı ortamla barışık olmalı.
Giydiği giysi buna dahil.

Nefes aldığı iklim buna dahil.

Aile buna dahil.

İşyeri buna dahil.

Ülke buna dahil.

İçinde yaşadığınız ortamın ruh iklimi ile barışık değilseniz, orada bulunmak size işkence haline gelir ve bu yüzünüze yansır.

"Giyinmek güzeldir" diye "başörtüsü"ne ait bir reklam afişi vardı.

Başörtüsünün, yüzü daha bir ortaya çıkardığı ve ona bir masumiyet yüklediğini düşünürüm. Tabii bu da bir izlenim.

Mesela, 80 yaşında bir ninenin, namaz tülbendi ile çekilmiş fotoğrafına bakın. O yüzde önce kırışıklıkları değil, muhtemelen duru ve nurani bir yansımayı göreceksiniz.

Ayşe Arman'ın, Hürriyet'te çıkan 10 ayrı başörtülü fotoğrafına baktım, hafif gülümseyenler hariç tümünde garip bir donukluk, bir iticilik gördüm.

Sanki Ayşe Arman bu değildi gibi geldi bana.

Sonra "Neden?" diye düşündüm ve başörtüsünün ruh ikliminden uzak bir kalp aleminin yansıması olabileceği noktasına geldim.

Arman'ın yazılarına yansıyan tesettür giyim içindeki ruh hali, başörtüsünün ruh ikliminden uzaklığı değil, hatta bir tür savaş halini yansıtmaktaydı. Küçük gülümsemelerin yer aldığı fotoğraflar hariç.

Ben, onun tesettür giyim içinde bu ruh halini yaşamasını yadırgamam ama onun, böyle bir ruh halini tüm başörtülülerin neden yaşamadığı izlenimi veren tavrını yadırgarım.

Yani kendisinden yola çıkarak, tüm başörtülülerin adeta işkence içinde yaşadığı izlenimi uyandırmasını yadırgarım.

Kuşkusuz giyim kuşamla değer yargılarının, kültürün önemli iç içeliği var.

Ayşe Arman, beden teşhirini önemseyen bir ruh iklimine sahip.

Bir ara, kendisinin, kocasından başka bir erkek tarafından bile arzulanmasından mutluluk duyduğunu yazmıştı.

Bu duygunun bedensel bir karşılığı olmalı ve kendileri, herhalde bu dürtünün eseri olarak, kısa süre önce, "kapak kızı" rolüyle gündem oluşturdu.

Bütün bunlar, bir ruh durumunun yansıması.

Bu ruh durumu ile gerçekten tesettür zor iş.

Tam da bu noktada, tesettür içindeki bayanların da, kendine özgü bir ruh iklimi içinde bulunduklarını kabul etmek gerekiyor.

Yaratan'la ilişkileri insan için olmazsa olmaz kabul eden, bu çerçevede Yaratan'ın buyruklarını önemseyen, din ile ilişkiyi bu anlamda bir ilişki olarak gören bir insanın, kendi hayat tarzını bu ilişkiler çerçevesinde belirlemesi gayet tabiidir ve dünyada farklı din mensubu milyarlarca insan, böyle yapmaktadır. İslam'ın bir "mahremiyet" çerçevesi vardır. Bu, kadına da erkeğe de belli ölçüler sunmaktadır.

Ben aslında, "din"den değil sadece "insanlık"tan yola çıkılsa da, her insanın, ucu giyim-kuşama da ulaşan bir mahremiyet alanı bulunduğunu düşünürüm.

Hatta "Kocamdan başka bir erkeğin beni arzulamasından mutlu olurum" diyen Ayşe Arman'ın bile "bundan ötesi mahrem" diyeceği bir mahremiyet alanı vardır. Arman'ın "Başörtüsü işkencesi"ne ilişkin yazılarını keyifle okuyan ultra laik çevrelerimizin bile, kademe kademe mahremiyet alanları bulunduğuna eminim.

Başörtülü kadının ruh iklimi diyorum. Orada Yaratan'ın hoşnutluğu ile buluşmak, acaba nasıl bir ruhi haz veriyor?

Bunu düşünmeden, hele o hazzı tatmadan yapılan yorumların bir anlamı olur mu?

Tersinden bakalım:

Giysileri atmak, mutlak anlamda bir huzur mudur?

Giysilerini atan kadınların bile neden bir sınırı vardır?

Tesettürü bir hayat çerçevesi olarak gören bir kadına giysilerini çıkarttırdığınızda da, Ayşe Arman'dan çok daha büyük işkence yaşayacağını söyleyebilirim. Başörtüsünü çıkarttırmak için üniversite kapılarında kurulan "ikna odaları"nın, neden "işkence odaları" haline geldiğini anlamak lazım.

Ben, Ayşe Arman'ın, başörtüsünü çıkarmak zorunda kaldığı için her gece seher vaktinde uyanıp gözyaşı içinde Rabbi ile konuşan genç kızın duygularını bir kere olsun yaşamasını isterdim.

Reina önünde başörtülü bir genç kız!!!

O kadar absürt bir fotoğraf ki bu... Başörtü dünyasından o kadar uzak eylem ki...

Kaç başörtülü genç kızın Reina'ya girme derdi oldu ki bu ülkede?

Bir kaymakam eşi biliyorum, kocasının, kendisinin başörtülü olmasından dolayı çektiği acı yüzünden, saçları ağarmıştı bir gecede...

Kaç subay ordudan atıldı eşlerinin başörtüsü yüzünden.

Ve kaç genç kızın eğitim hayatı katledildi...

Reina'da kutsansaydı başörtülü bir genç kız, Türkiye'de başörtüsünün hiçbir baskı görmediğinin göstergesi olacaktı...

Ayşe Arman'a kötü niyet yüklemek istemiyorum ama bu yaklaşımın, Türkiye gerçeğinden ne kadar uzak olduğunu bilmesini isterim.

Yazıyı şöyle bitireyim:

-Dilerim Arman, başörtüsünün ruh iklimi içinde bir kere daha dener tesettürü...

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı.
07-17-2009 11:19:14 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
dila Çevrimdışı
Deneyimli Üye
***

Mesajlar: 1,610
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 829
Mesaj: #4
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Var mısın Ayşe Arman?
Uzunca zamandır aklımdaydı mavi tur yolculuğu ancak bir türlü kısmet olmamıştı.

Bu yıl arkadaşlarımın yaptığı hoş bir sürprizle kısa süreliğine de olsa tekne turuna çıktım.

Neredeyse balıkların deniz içerisindeki hareketlerini duyacak kadar alabildiğine sessiz bir koyda kah geceleri ay ışığının altında kah gökyüzünün denize karıştığı mavilikte arkadaşlarımla vakit geçirdim. Kaptan Metehan’ın rehberliğinde güzel bir yaz tatili geçirdim. Tekne ile deniz tatili yapmamın sebebine gelince, aracısız olarak denizi ve güneşi hissetmekti.

Takdir ederseniz ki yüzmeyi sevseniz de şayet tesettürlü iseniz A ve B şıklarından başka seçeneğiniz yok. Ya tesettür mayosu adı verilen “haşema” ile yüzeceksiniz ya da yüzmeyeceksiniz. Bir örtülü olarak haşema ile yüzmekten nefret ediyorum. Birkaç kez zorunlu olarak denedim ama olmadı. Gerçekten haşema ile yüzmek çok zor. Diyelim ki yüzdün denizden çıkarken oluşan görüntü beni çok fazlasıyla rahatsız ediyor.

Hatırlıyorum da, 1980-90 yılları arasında İstanbul’a da yakın olan Esenköy’e giderdim yaz tatillerinde. Kadınlara ait plajın olması yeterli bir nedendi Esenköy’ün tercih edilmesi için. Ve o dönemlerde epeyce popülerdi. O dönemlerde “kadınlar plajı” olmasına rağmen en büyük korkumuz “kartel medyası”nın kadınlar plajında tesettürlü kadınların konuşlandığını sık sık haber yapmaları ve üzerimizden helikopterlerle çekim yapmaya çalışmalarıydı. Uzaydan gelmiş insanların toparlandığı bir kamp muamelesi çekiliyordu, Esenköy kadınlar plajına.

Oysa ne çok açık arkadaşım vardı sadece kadınlar plajında rahat eden. Tesettürlü olmadığı halde kadınlar plajını tercih eden. Ama işte medya ister tesettürlü ol ister tesettürsüz oraya gitmişsen aynı görüntünün insanı yapıyorlardı sizi. Nereye giderseniz gidin bir türlü rahat bırakmıyorlardı. Yaz dönemlerini “tesettürlü kadınları mayoyla yakaladık” haberleri süslerdi.

28 Şubat sürecinden hemen sonra tıpkı mimlenmiş olan Esenköy kadınlar plajı gibi pek çok yer kapatıldı. Hatta Çeşme’de bulunan hala mütedeyyin kesime hizmet veren bir otel vardı. Otel sahibi, Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra, İzmir’de rock bar işletmiş sonrasında ise otel işletmeciliği yapmaya karar vermiş birisiydi. Sonuçta otelciliğe ticaret olarak baktığı için alternatif olarak da mütedeyyin kesime de hizmet vermeye karar vermiş. Günün belirli saatlerinde otelin havuzunu sadece kadınlara ayırmış diğer saatlerde ise normal bir işletmecilik anlayışını sürdürdüğünü dinlemiştim kendisinden.

28 Şubat sürecinin kendisini nasıl etkilediğini anlatmıştı, dindarlıkla hiçbir alakası olmayan işe sadece ticaret olan bakan otel sahibini otelin havuzunu gün içerisinde kadınların hizmetine sunmuş olmasını irticai faaliyet olarak görüp otele baskın yaptıklarını anlatmıştı. Bar işleten, gayrimüslim birisiyle evli olan birisini irticai faaliyet suçlamasına maruz bırakılması sizce de garip değil mi?

Gelelim birkaç gündür Ayşe Arman’ın da denediği haşema hikayesine.

Sözün özü “Ninja kaplumbağalar”a benzetilen bu haşemaların tarihi öyle sandığınız kadar eskiye dayanmıyor.

28 şubat sürecinden sonra kadınlara mahsus plajların kapatılmasından sonra üretilen bir deniz giyimi oldu.

Peki sorun çözüldü mü?

Kesinlikle hayır…

Helikopterlerle plajları basanlar “işte burada yüzüyorlar, dışarıda çarşaflı, plajlarda mayolu” diye örtülü kadınları gazetelerinde faş edenler bu sefer de uzaylı yaratıklarmış bunlar diye alay ettiler…

İnançlı insanların tüm zorluklara karşı giydikleri bu kıyafetlerden rahatsız oldular. Görüntü kirliliği dediler, köylülük dediler, bu kıyafetlerle denize girilmez dediler…

Ayşe Arman’ın yaptıklarıyla ne kadar samimi olduğu kısmına değinmiycem, Ayşe Arman’ın yazı dizisini okuyanlar zaten hangi niyetle yapılmış olduğunun farkındalar.

Ancak Ayşe Arman’da haşemayı giyerek ne kadar zor olduğunu, güçlükle yüzüldüğünü gördü.

Dolayısıyla, köşesinden herkesin hakkını savunan imza kampanyaları başlatan Ayşe Arman mevzua sadece “örtülüler” cephesinden bakmayı bırakıp bir “kadın meselesi” olarak baksın ve örtülü örtüsüz karışık plajlarda yüzmek istemeyen tüm kadınların sesi olsun. Kadınlara mahsus plajlar tekrar açılsın.

Kadınlara ait hamamlar var…

Kadınlara ait saunalar var…

Kadınlar kuaförü var…

Niye kadınlar plajı olmasın.

Hem herkes tercihini kullanır, hem de örtülü olan kadınlar bu “zor yüzülen” deniz kıyafetlerini giyinmek zorunda kalmazlar…

Var mısın Ayşe Arman?

Son sözüm, sevgili Ayşe yaptığın işten dolayı tebrik edenler kadar eleştirenler de oldu. Müsaade edersen bir çift sözüm olacak. Giyinmek için bulduğun sponsorun çok yanlış. Maksadın tesettüre zarar vermekse doğru bir tercih elbette.

Seni o kıyafetler içerisinde örtünmek kadını güzel değil çirkinleştirdiği fikrini az kalsın bana dahi kabul ettirecektin!

Sevgili Ayşe giydin gördün gezdin dolaştın…

İnançtan başka hiçbir şey bu yaşam şeklini kabul ettiremez. Ben inancımla yaşarken aynı zamanda Allahın yaratığı nimetlerden de yararlanmak istiyorum. Yüzmek istiyorum, güneşlenmek istiyorum, kaymak istiyorum, uçmak istiyorum. Bu güne kadar kapalı biri olarak itilip kakıldıysam sizin bildiğiniz gibi erkeklerden dolayı değil, laik olduğunu bağırarak ifade etmeyi tercih eden hemcinslerim tarafından olmuştur.

Nursel TOZKOPARAN / haber 7

"her şey parçalanıyor yüzünü bana çevir"
(Bu Mesaj 07-17-2009 11:30:13 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : dila.)
07-17-2009 11:29:37 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sözde özne Çevrimdışı
Dindersiforum Üye
*

Mesajlar: 137
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 107
Mesaj: #5
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
sponsor giyim mağazasının zikredilmesi yerinde olmuş. internet sayfalarından iletişim adreslerine ulaşılamıyor. kendilerine yaptıkları işten memnun kalıp kalmadıklarını soracaktım.

çocuklarımızın ayaklarına batan şeyler ya bizim ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz.
07-17-2009 12:39:20 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
zahmin Çevrimdışı
Aktif Üye
**

Mesajlar: 779
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 265
Mesaj: #6
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Ayşe Arman'ın başörtüsü "işi" tartışılıyor… Bizce bu "iş" kalitesi değil meşruiyeti açısından ele alınmalı…

Gazetecinin başörtüsü takıp, pardesü giyip nasıl kaşındığı ve terlediğini anlatmasını, bunu binlerce başörtülü kadının adeta gözlerinin içine bakarak yapmasını başka nasıl karşılamak gerekir?

Son günlerde bazı kalemlerin bizim mahalle-sizin mahalle tartışmasını bir yazı rantı haline çevirmelerini, siyaseti dahi magazinleştirip ucuzlaştırmalarını ibretle izlemeye devam edenlerdenim.

Bunlar karşısında, özellikle başörtüsü gibi konularda, insanı, hakiki insanı dikkate almasında ısrar ediyorum…

Başörtüsü bu açıdan insanı tarif ediyor.

Tüm bu ucuzlaştırma çabalarının karşısında bir anlam derinliği taşıyor.

Sadece bir yaşam alanı değil, bir anlama alanını da oluşturuyor, özellikle değişime ilişkin anlama alanını…

Son yıllarda yapılan araştırmalar kentte yaşayan genç başörtülü kadınların başörtüsüne verdikleri anlamın, anlamlı bir şekilde değiştiğine vurgu yapıyor. Ve bu durum, "başörtüsünün kimliği simgeleyen bir sembol olmaktan uzaklaşıp, salt dini ve kişiye ait sembol haline dönüşmesi"ni ifade ediyor.

Peki bu dönüşüm neye işaret ediyor?

Aslında iki şeye:

1. Din-birey ilişkisinin, din-kimlik ilişkisi kadar önem kazandığına…

2. Kimlik-birey çatışmasının yanında, kimlik-birey ilişkisinin, diğer bir ifadeyle kimlik içi bireyleşme eğiliminin mümkün olabileceğine, olabildiğine…

Bu durumu kişinin aynı anda hem kimliğine sahip çıkması, hem kimliğe kimlik içinden mesafe alması ve onu bir anlamda yeniden kurma çabası olarak tanımlamak da mümkün.

Bu alanda taşıyıcı olanlar özellikle örtülü üniversiteli kızlar…

Üniversite öğrencileri açısından (başını açmak, peruk takmak ya da okumamak gibi) sonuçları ve yaptırımları olan zorunlu "tercih" öne çıkmakta, tercih sırasında alınan destekler ya da yalnız kalışlar, yaşanan sorgulamalar ya da doğrulamalar, deneyimler "irade ve özgürlük" temalarını doğrudan ya da dolaylı bir şekilde birer algı ve kimlik unsuru olarak devreye sokmakta.

Bu önemlidir…

Zira üniversite öğrencileri düzeyinde "inanç-gelenek-dini tutum" ile "fayda-gelecek-özgürlük" arasındaki yırtılmalar, tutum ve tavırda, inanç ve beklentide çoklaşma mantığı çerçevesinde vurgulu bir değişim mekanizmasını tetikliyor.

Bu çerçevede kimlikle ilişkiler hem yoğunlaşmakta, hem biçim değiştirmektedir.

Örnek:

Örtülü gençlerin manevi çöküntü olarak adlandırdıkları "dini sıkıntı", peruklu ya da açık görüntüleriyle ilgili dile getirdikleri "psikolojik sıkıntı", dışlanmışlık duygusuyla hissettikleri "sosyal sıkıntı", kimi zaman kişiliğe kadar ulaşan kimlik travmalarına yol açıyor.

Bu travmaların giderilmesi ise farklı değer sistemlerini bünyelerinde yan yana taşımaları yoluyla oluyor.

Başka bir deyişle seküler ve dini olanı sadece kamusal alan varoluşu açısından değil, kendi iç dünyaları açısından da yan yana getirmeye çalışmaları, kimliklerinin keskin ve ayırıcı unsur ve söylemlerinden uzaklaşmaları şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Tesettür-kimlik ilişkisi açısından öğrencilerin bir "tercih" haliyle karşı karşıya bulunmaları irade, özgürlük temalarını işte bu şekilde devreye sokmaktadır.

Başka bir deyişle yaşanan deneyimler bir "uyum öyküsü" olarak kalmamakta, kimlik içinde kişisel tepki ve duruş mekanizmasını harekete geçirmektedir.

Keşke laik dünya aktörleri ya da bu konuda fikir beyan edenler, ya da biz erkekler bu genç kızların yaşadığı deneyim ve değişimden biraz olsun nasiplenebilsek…

Ayşe Arman bir süre önce Fransızlara anlattıklarımızı kimi Türklere de hatırlatmamıza vesile oldu diyelim
Ali Bayramoğlu

"ben az konuşan çok yorulan biriyim"
(Bu Mesaj 07-17-2009 15:35:23 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : ilon.)
07-17-2009 14:34:14 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ilon Çevrimdışı
Administrator
*********

Mesajlar: 539
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 237
Mesaj: #7
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Bu bayan için bu kadar konu kalabalığına gerek yok konu buraya alıntılandı....

(07-17-2009 11:28:02 AM)dila Yazılan: Linkleri Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olabilmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.Başını değil çeneni kapa, açığını değil ayıbını ÖRT!

Feride, gazetesinde AÇIK ARTTIRMAYLA kapanmış, Müslüman mahallesinde kendi kurduğu senaryosuyla ilaçlanmış ve rantsızlıktan pembe sinek avlamış iki cami arasına köşe açıp yazılarını içerden, başlıklarını çöplükten atmaya başlamış sarışın gazeteciye gülüyordu.

Okurumu iki cümle daha fazla eğlendireceğim diye açık hava gazeteciliğine soyunan bu zihniyetin ucuz haber selektörlerini yakıp yolunda giden insanları tebdil- i sarışın hareketlerle dalgaya alması ve kendisini kapattıkça ortaya çıkan AÇIK YARASINA gerekli gocunma talebi gelmeyince kendini köşesine zor atması kalemini yanlış yerde SAĞA çektiğini gösteriyor diyordu feride. Ne oldu şimdi? İki cami arasına röportaj tezgahı açıp cemaat dedektifliği yapmanıza değer bir haber bombası çıktı mı Ayşe Kadın. Fasulyenin kilosuna denk tespitleriniz İslamcılığı pazara dönüştürenlerin işine yaradı bizim değil. Kalemimle KAFA yapacağım diye mahalle arasında bir kuaföre dalıp haber yoldurmak gazetecinin değil kuaför çırağının işidir. Haşemasıyla, örtüsüyle, modasıyla dalga geçtiğiniz kitlenin içinden İslamcı yazarları seçip her hafta birisiyle röportaj yapmayı gazetecilik farzı haline getiren siz değil misiniz? Neden aynı cüreti o örtülülerle röportaj yaparken göstermediniz. Neden kaz gelecek haberden Ninja Kaplumbağayı esirgemeyen üslubunuzu örtüsüz Ayşe Kadın olarak dürüstçe sergilemediniz. Siz yılda bir kez haşemasıyla ya da pijamasıyla ya da kimonosuyla denize girenlerin gayet özgür oldukları eylemlerinin kalıplarını gırgırla çizmekle bize asıl her gün o gazeteye İzmir marşıyla girip Çarşamba senfonisiyle çıkan kalemi haşemalı gazetecinin kim olduğunu gösterdiniz. Teşekkürler.

Dürüstlük, dalgasıyla dümen yumurtladığınız insanların asıl mağduriyetinin ne olduğunu yazabilmektir. Yani ağızları kapatılıp, ders zili çalana kadar örtüleri sıvanan ve onurları delik deşik edilip bir sıkımlık yasakları bir çırpıda içmeye zorlanan, Allahın ikna olmayın diye emrettiklerini birkaç saniye içinde ikna paketi haline getirenler karşısında o ucuz odalarda fabrikasyon dayatmalara maruz bırakılan ve diploması çarmıha gerilip haklarını ateşe verenleri HAKKA cayır cayır havale eden kızları yazabilmektir Ayşe Kadın. Gazetecilik Müslüman mahallesinde salyangoz anatomisini yazıp karikatüristlere malzeme vermekten geçiyorsa siz buyurun devam edin. Bir dirhem protez örtünüz bu yaptığınız bin gazetecilik ayıbını örtmeye yetmez. Siz mahalle arası küçük maçlara devam edin bizim savaşımız anlamayacağınız kadar kutsal! Biz meleklerin diğer âlemdeki röportajı adına yaşıyoruz. Onların soruları o kadar SAĞLAM Kİ!

Esra ELÖNÜ - Haber 7

[Resim: anlastikmidarkilencepn9.gif]
07-17-2009 15:36:32 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
zahmin Çevrimdışı
Aktif Üye
**

Mesajlar: 779
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 265
Mesaj: #8
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
(07-17-2009 15:36:32 PM)ilon Yazılan: Linkleri Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olabilmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.Bu bayan için bu kadar konu kalabalığına gerek yok konu buraya alıntılandı....

Bende farkındayım konunun uzadığının, bu yüzden çarşaf gibi alıntılamak yerine sadece okumak isteyenler için linki vermiştim. Ayrıca A.Bayramoğlunun yaklaşımı, diğerlerinden çok farklı. Hemen saldırmak, muhalif ve ölü cümleler sarfetmek yerine bir de bu açıdan görelim, düşünelim dediğim için ekledim yazıyı. Yoksa medyada herkes bu konuya elini atmış durumda.

"ben az konuşan çok yorulan biriyim"
(Bu Mesaj 07-17-2009 18:21:10 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : zahmin.)
07-17-2009 18:15:23 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ilhan AKMAN Çevrimdışı
Deneyimli Üye
***

Mesajlar: 2,146
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 767
Mesaj: #9
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Bilmem farkettinizmi ...forumumuzda link vermek yasak....Bu nedenle link vermek yerine alıntı yapıyoruz...Ayrıca alıntılanan sizin mesajınız değildi....
(Bu Mesaj 07-17-2009 19:53:01 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : ilhan AKMAN.)
07-17-2009 19:52:37 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
zahmin Çevrimdışı
Aktif Üye
**

Mesajlar: 779
Üyelik Tarihi: May 2009
Rep Puanı: 265
Mesaj: #10
RE: Hayırdır inşallah, Ayşe Arman kapandı!
Hayır, farketmedim. Dikkat ederim bundan sonra.

"ben az konuşan çok yorulan biriyim"
07-17-2009 20:09:35 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dindersiforum.com | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS